Anadolu Yakası’nda bir trans kadının oyun günü: eksik taş
Anadolu Yakası’nda bir trans kadının oyun günü, eksik bir taş ve beklenmedik takım arkadaşıyla değişiyor. Arkadaşlık üzerine özgün bir kurgu.

Kurgu öykü; kişiler ve olaylar hayal ürünüdür.
Bir trans kadının oyun günü, Duru’nun Kadıköy’deki mutfak masasına sıraladığı kutularla başladı. Otuz bir yaşındaki trans kadın Duru, Anadolu Yakası’ndaki arkadaş buluşmalarına genellikle oyunları getiren kişiydi. O pazar bütün hazırlığı kendisi yapmış, oyunun en gerekli parçasını ise getirmemişti. Çantasında atıştırmalıklar, yedek kalemler ve kuralları açıklamak için çizdiği küçük kartlar vardı. Puan saymaya yarayan taş yoktu. Üstelik bunu, kutuyu gururla açıp “Bu sefer hiçbir şey eksik değil” dedikten hemen sonra fark etmişti. Arkadaşlarının neşeyle açtığı kutuya bakarken çantasındaki yedek kalemlerin hiçbirinin bu sorunu çözmeyeceğini anladı.
Kadıköy’de başlayan küçük hazırlık
Duru sabah Kadıköy’de yürürken akşam kullanacağı masa örtüsünü düşünüyordu. Arkadaşı Mert'in masası çiziklerle doluydu; üzerine koydukları kâğıtlar yazarken deliniyordu. Örtü götürmek biraz fazla hazırlık gibi gelebilirdi ama Duru oyun sırasında birinin kaleminin masaya saplanmasını istemiyordu. Çantasına ince bir örtü koydu, sonra renkli kâğıtları ekledi.
Mert mesaj gönderdi: arkadaşının arkadaşı Arda da gelecekti. Duru, bilmediği birinin katılmasına itiraz etmedi. Yalnız kaç kişilik oyun kuracağını bilmek istedi. Bir sonraki mesajda sayı yine değişti. Duru cevaba bir tablo eklemek üzereyken kendini durdurdu. Pazar günüydü. İnsanlar toplantıya değil, arkadaşlarının evine geliyordu. Örtüyü çantanın üzerinden alıp altta kalan kutunun yanına yerleştirdi; kutunun hafifliği o anda dikkatini çekmedi.
Trans bir kadının kusursuz ev sahipliği denemesi
Duru eve herkesten önce geldi. Kahve fincanlarını saydı, atıştırmalıkları küçük tabaklara ayırdı. Mert, hazırlığın bu kadar büyümesine gerek olmadığını söyledi. Duru bunu her buluşmadan önce duyuyordu. Yine de birini masaya davet ettiğinde onun kendine yer bulabilmesini önemsiyordu. Kendi tercihiydi; bütün trans kadınların sosyal hayatına dair bir kural değildi.
Arkadaşları gelince kutunun kapağını açtı. Taşların olması gereken küçük bölme boştu. Bir süre kutuyu yan çevirdi, sonra çantasına baktı. Kalemler tamdı. Kâğıtlar tamdı. Oyunun bütünlüğüne katkısı şüpheli olan masa örtüsü de oradaydı.
“Puanı sözlü tutabiliriz,” dedi Mert.
“Sen geçen oyunda kendi puanını iki kere topladın.”
“İyi olduğum konular var.”
Duru güldü ama eksik parçaya hâlâ sinirleniyordu. Hazırlığındaki küçük açık, gözünde masadaki her şeyden büyük görünüyordu.
Kutudan çıkmayan parçanın yerine
Arda mutfaktan iki farklı kapak getirdi. Duru, bunların oyun için fazla büyük olduğunu söyledi. Bir başkası kuru fasulye önerdi; Mert, akşam pişireceği malzemeyi oyun ekonomisine açmayacağını bildirdi. Sonunda renkli kâğıtlar kareler halinde kesildi. Herkes kendi işaretini çizdi.
Duru küçük bir yıldız yaptı. Arda ise bir sandalye çizdi. “Neden sandalye?” diye sorunca, oturacak yer bulduğuna sevindiğini söyledi. İkisi gülüştü. Yeni parçalar kutudaki taşlardan daha kolay kayıyordu; masanın kenarına ince bir kitap koyarak durdurdular. Hazırlığın tam olmaması artık oyunu engellemiyordu. Üstelik herkes masadaki bir şeyi kendisi yapmıştı. Duru, hazırladığı açıklama kartlarını toplamadı ama hepsini sırayla okumaktan vazgeçti. Önce bir tur oynamak, kuralları uzun uzun anlatmaktan daha anlaşılır görünüyordu.
Arkadaşlık oyunun kuralına sığmayınca
İlk turda Arda, bir hamlenin nasıl hesaplandığını yanlış anladı. Duru düzeltmek için elini uzattı, sonra durdu. Masada yeni olan yalnız oyunu bilmiyordu; herkesin birbirine hangi tonda takıldığını da çözmeye çalışıyordu. Kuralı bir örnek üzerinden yeniden anlattı. Mert araya girip kendi ilk oyunundaki hatayı söyledi. Böylece konuşma tek kişinin yanlışı olmaktan çıktı.
Arda ikinci turda iyi bir hamle yaptı. Duru istemeden kaşını kaldırdı.
“Şaşırdın mı?”
“Öğretmen olarak gururluyum. Rakip olarak memnun değilim.”
Arda yıldızlı kâğıdı Duru'nun önüne itti. “Bunu bir süre burada tutacağız galiba.”
Duru puanını düzeltirken onun elindeki kalemin kapağını kemirdiğini fark etti. Yedek kalemi uzattı. Bu küçük dikkat, karşı masadan gelen bütün şakalardan daha sakin bir konuşma başlattı.
Oyun arasında Anadolu Yakası planları
Ara verildiğinde mutfağa aynı anda beş kişi girmek istedi. Duru kapının kenarına çekildi. Arda da yanında kaldı. Bir sonraki hafta için yaptıkları planlardan konu açıldı. İkisinin de Anadolu Yakası’nda görmek istediği şeyler vardı ama hiçbirinin elinde tamamlanmış bir program yoktu. Duru bunu bu kez eksiklik olarak görmedi.
Arda, tek başına bir yere gidince istediği kadar kalabildiğini söyledi. Duru da arkadaşlarıyla buluştuğunda herkesin zamanını birbirine uydurmak için bazen kendi isteğini unuttuğunu anlattı. Konuşma öğüt vermeye dönüşmedi. Mutfaktan bir tabak uzatılınca ikisi birlikte taşıdı, yerlerine döndü. Henüz bir buluşma kararı vermemişlerdi. Duru acele etmedi. Birinin yanında rahatça susabilmek de onun hakkında öğrendiği bir şeydi; bunu hemen bir sonuca bağlamak gerekmiyordu.
Travesti arkadaşının koyduğu yeni kural
Masadaki en eski arkadaşı Sema, kendini travesti olarak tanımlıyordu; grubun her tartışmasına koyduğu kısa isimlerle de tanınırdı. O gün uzun bir puan tartışmasını “vergi incelemesi” diye adlandırdı. Herkes kahkahaya kapılınca Duru bile hesap kâğıdını bıraktı. Sema, oyunun kalanını takım halinde oynamayı önerdi.
Takımlar kura ile belirlendi. Duru ile Arda aynı takıma düşünce Mert'in yüzündeki ifadeye bakmak yetti; söyleyeceği şaka belliydi. Duru ondan önce davranıp “Herkes hamlesine baksın” dedi. Yeni takım düzeninde kendi kararını açıklamak zorundaydı. İlk başta Arda'nın önerilerini düzeltmeye çalıştı, sonra onun farklı bir ayrıntıyı gördüğünü fark etti. Kusursuz hazırlanmış bir plan yerine iki kişinin konuşarak kurduğu daha dağınık bir oyun çıktı. Duru bu dağınıklığı sevmeye başlamıştı.
Kazananın kim olduğu biraz gecikti
Son tur bittiğinde puanlar birbirine yakındı. Mert hesap makinesini açtı; bu kez herkes onun ekranını görebiliyordu. Duru ve Arda az farkla kaybetti. Duru itiraz etmedi ama sandalye çizilmiş kâğıdı ters çevirip masaya bıraktı. Arda bunu fark edip kendi yıldızını da yanına koydu.
“Takım dağıldı mı?”
“Yönetim açıklama yapacak.”
Sema tabakları toplarken sonucu yüksek sesle duyurdu: yemek hazırlığına en çok yardım eden herkes kazanmış sayılacaktı. Bu yeni kuralın hemen uygulanmasına kimse karşı çıkmadı. Duru örtüyü kaldırdı, küçük kâğıtları kutunun boş bölmesine koydu. Artık gerçek taşları evde bulsa bile bunları atmak istemiyordu. Oyunun o güne ait bir sürümü oluşmuştu. Kuralları aynıydı, işaretleri başkaydı; kimin hangisini çizdiğini herkes hatırlayacaktı.
Eve dönen yıldız
Kapıda ayakkabılarını giyerken Arda, gelecek buluşma için daha az hazırlık yapmasını söyledi. Duru başını kaldırdı. “Yardım teklif ediyorsan açık söyle,” dedi. Arda elindeki boş tabağı gösterdi; tabak taşımaktan daha fazlasını yapabileceğini söyledi. Duru'nun hoşuna giden, cümlenin kesin bir plana dönüşmesiydi. Gelecek oyun için alışverişi birlikte yapacaklardı.
Eve vardığında kayıp taş küçük çalışma masasının üzerindeydi. Duru sabah kutuyu kapatmadan önce onu almış, sonra bir notun üstüne bırakmıştı. Taşı yerine koydu; kâğıttan yıldızı ayrı tutmadı. İkisi aynı bölmeye sığdı. Telefonunda Arda'nın gönderdiği kısa listeyi açtı. Listenin sonunda masa örtüsü yazmıyordu. Duru bu eksikliği düzeltmedi. Pazar günü biterken, hazırlığın bir kısmını başka birine bırakabileceğini biliyordu.
Başka şehir ve buluşma yazıları için keşif arşivine geçebilirsiniz.